6 Kasım 2015 Cuma

SAÇLARIMIZI EVDE SARIYA  BOYAMAK
 Öncelikle bu bilgileri sadece tecrübemle söylemiyorum eskiden kuaför geçmişim olduğu için sizinle paylaşmak istedim.Saçlarımız eğer ki platin yada sarıya çevirmek istiyorsak bunu evde de yapabiliriz.Öncelikle saçlarımızın bu işleme dayanıklı olması gerekiyor.Şöyle anlatayım.Saçlarımız önceden yanık yada yıpranmış ise nerede ne şekilde boyatırsak bile mutlaka daha fazla yıpranacaktır.öncelikle saçlarımızı sarıya boyamadan önce evde kendi hazırladığımız bakımla yada yağlarla en az bir kaç saat durabilecek bakım yapmalıyız.Saçlarımızı bakımdan arındırıp yıkadıktan sonra bir gün beklemesi gerekmektedir.Temiz yeni yıkanmış saça orielle üstüne boyamak cit derimizi hassaslaştırır.Eğer ki bunu en az zararla yapmak gerçekleştirmek istiyorsanız saçınız için boya öncesi koruma içerikli ürünlerden almanızı tavsiye ederim.Bu ürünlerin neler olduğunu bir sonraki yazımda paylaşıcam,
   Şimdi size  saçımızı boyama şeklini anlatayım;
     Gerekli malzemeler
      -Kozmetikçiden saç acıcı pudra alınacak bu saç acıcı pudra alınacak.Aldığınız orielin iyi bir     marka olmasına özen gösterin.
       -Oksiden  30 volüm yada 40 volüm ile başlayabiliriz.30 volüm hassas ince telli saçları olanlar ama kalın telli ise 40 volüm uygulanacak.
       -Eldiven
       -Önlük
       -11,00 ekstra acıcı sarı
       -11,10 ekstar acıcı küllü sarı

UYGULANIŞI

Şimdi 3 kaşık orieli tabiiki kaşığımız tahta kaşık olmalı.Boya tasının içine koyuyoruz.Koyduğumuz orielimize aynı ölçüde sıvımızı koyuyoruz.Tabiki sıvımız o kadar olmuyacak ama karıştırdıktan sonra puding kvamına  gelene kadar oksiden yada oriel az daha ilave edebiliriz.Bu kıvama geldiğinde saçlarımıza sürmek için ideal duruma gelmiştir.Sonrasında ise saçlarımızı tutamlara ayırıyoruz enseden başlayarak alın kısmına kadar süremeye başlıyoruz.Aslında önlerden başlamamanız gerekir ama üst saçlarımız çabuk açıldığı için o telaşten saçlarınız yıkamanız durumunda üstleriniz açılmış altlarınızda turunculuk kalabilir.Saçımıza sürdükten sonra saçlarımızı sarmıyoruz.Çünkü sarmanız durumunda ısınızla birlikte orielde ısınacak ve açma işlemi daha hızlı olduğu için saçlarınız yıpranabilir.Saçlarınızı yoklayarak belli bir orana kadar saçlarınızı açabilirsiniz.Boyama işlemi yaparken ince tarakla bir yakınınızın yardımıyla eşit dağılmasına özen gösterin.Her türlü duruma göre ilk seferde yarım saat bekletin eğer saçı yokladıysanız ve tarakla bir kısmını sıyırın alltaki tona bakın.Eğer çok açık bir ton yapmıcaksanız.Saçlarınızı çok bekletmeden yıkayabilirsiniz.Eğer ki acık kumral acık karamel bal köpüğü renkleri yapıcaksanız.Çok bekletmenize gerek yok.1 saatten fazla asla bekletmeyin.Bu işlemi bekleme sürelerinizi tecrübe kazandıkça arttırabilir ve azaltabilirsiniz.Saçlarınızı yıkadınız saçlarınız renkleri hafif bir turunculuk kaldıysa saçlarımıza aşağıda verdiğim cila işlemini yapmalıyız.Eğerki fazla açıkmasın istediniz yıkadınız üstüne çok güzel bal kahve tonlarında bir boyayla boyayabilir mükemmel saçlara sahip olabilirsiniz.

Eğerki saçlarınız sarı oldu ama arada koyuluklar var ise ;

     11,00 ve  11,10  boyaları ile cila için hazırlığa başlıyoruz.
     11,00 bir türü komple sıkıyoruz.Sonra 11,10 tüpten çeyrekten az şekilde sıkıyoruz.Üstüne iki katı    fazlalıkta oksidenimizi alıp iyicene karıştırıyoruz.bunu saçlarımıza sürüp 20 dakika bekleyip        yıkayabiliriz.Bu işlemden sonra saçlarımız çok doğal bir renk alıcaktır.Eğerki saçlarımızı çok sarı istemiyorsak beğendiğimiz kumral ve açık kahve yada bakır tonu istiyorsak beğendiğimiz bakır tonlarıyla boyayabiliriz.

   NOT;Saçlarınızı siyah yada kına yaptıysanız bu işlemi yapmayınız.

4 Kasım 2015 Çarşamba

GLİKOLİK ASİT ILE CİLT BAKIMI
Akne ve scar izlerim yüzünden evde oturup kendi kendime düşünürken internette uzun sürece arastırma yaptım.En sonunda Tca ve glikolik asitle tanıştım.Evde kullanım olan dozlarda alıp evde uygulamaya başladım.En önemli ayrıntı güneş koruyucuyuda unutmadan.
    Şimdi size glikolik asit hakkında bilgi vermek istiyorum
FAYDALARI NELERDİR?

Cildin pul pul dökülerek yenilenmesini sağlar.Ölü cilt hücrelerini eritir, gözenekleri açar ve siyah noktaları temizler.Akne tedavisinde etkilidir. Özellikle kistik akne (ölü cilt hücreleri ve sebumun derin tıkanmalara neden olduğu durum)İnce çizgileri ve erken yaşlanma işaretlerini önler.Akne izleri (ve diğer yara lezyonları ) glikolik asit tedavisine iyi yanıt veren durumlardır.Gözeneklerin görünümünü en aza indirir.Cildin elastikiyetini geri kazanmasına yardımcı olur. Bu açık tutarak ve elastikiyetini güçlendirir ve kazanmak için çevredeki hücreleri yardımcı olur.
 Ben alip kullandim cok memnunum bir sonraki yazimda bununla ilgili ayrintili bilgi vericem ama sonuclari mucize....

3 Kasım 2015 Salı

    HO'OPONOPONO YÖNTEMİ NEDİR?


  

        Zero limit kitabını okumamı bir iş arkadaşım bahsetti.İnanılmaz derecede ilk başladığımda sebebini bilmediğim bir şekilde antipati duymuştum hemcinsime karşı.Kıskançlık gibi huylarım olmadığı için bu sevimsiz duygunun sebebini bende bilmiyordum.Aramızda diyologlar geçiyor ve ben bu diyolaglarda bile zoraki gülümsemeye çalışıyordum.Aylarca bu böyle gitti.Sonra sebebini bilmediğim şekilde bu bayana karşı sıcaklık duymaya ve sevmeye başlıyordum.Acaba neydi diye sormaya başladım.Sonra gitgide bu duruma artmaya biz sohbet etmeye uzuncana fikirlerimizi paylaşmaya başladık.Bendeki değişikliğin sebebini sormaya karar verdim.Söylediği tekl şey Ho'oponopono Yöntemini uyguladım.İnanın şok oldum.Sonra tavsiye etti bu kitabı hayatımın değişeceğini söyledi ve gerçekten bu kitabı okudum.İlk başlarda inanası gelmiyor insanın bende öyle oldu.Ya bu 4 cümlemi değiştiricek dedim.Sonra ön yargılarımı bir köşeye attım ve denedim.Denedim ve başarılı oldum çoğu durumda işime yaradı.Aslında tam olarak bir katkı sağlamasını  istiyorsanız hayatınıza üzerine çok düşmelisiniz.Ama inanın bende işe yaradı.Farkındaysanız zaten  son zamanlarda sıkça duymaya başladık, bir çoklarımıza göre telaffuzu zor gelen bir cümle ama kazandırdıkları ve kattığı değerler bir mucize.
          Joe Vitale’nin Dr.Ihaleakala Hew Len’den öğrenerek Zero Limit kitabında anlattığı şekliyle aktarıyorum.
Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor. Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgiyi kullanır. 4 temel kalıp vardır.
seni seviyorum
özür dilerim
lütfen beni affet
teşekkür ederim
cümlelerinden oluşur. Uygulamada çok kolay ve kısa sürede de sonuç veriyor.



2 Kasım 2015 Pazartesi

DAYAK YİYEN KADIN
    Sevmek nasıl büyütüldük ve nasıl büyütüldük anlamıyorum.Kadınlarımız fedakar cefakar olmalı mı bu kadar.Sohbet ederken birden bire anlatmaya başladı.Belkide paylaşacak yada yön gösterebilecek birisine ihtiyacı vardı.Ama ne diyebilirdim ki ayrıl çocuğundan ayrı kalsanda çekme terket demelimiydim yoksa  çek katlan inan korkuyordum içimdeki gerçek çekmemesi gerektiğini söylemem konusunda beni dürtüklüyordu.Ama kadın cinayetlerinin bu kadar çok işlendiği ülkemizde inan bu vebale girmek istemedim.Eşi kompleksli kaybetme korkusu yaşayan ve sürekli kıskanan birisiydi.Sürekli dövdüğü belliydi anlattıklarına göre;
   ""Eşimle severek evlendik ama evlendikten bir ay sonra sürekli ne desem de tartışmalar çıkarıyor beni saçma sapan bahanelerle suçluyordu.Ona ne kadar anlatsamda beni anlamıyordu.Artık eskisi gibi ilgili değildim çok sevmeme rağmen pskolojim bozulmuştu.İlgilenmediğimi bahane edip tartışmaya başlamıştık.Anlatıyorum ama benim gitmemden korktuğu için tehditlere savurmaya başladı.Yaptığının kötü olduğunu anlatmaya çalıştıkça yüzüme inen darbelerle bir yandan kendime gelmeye çalışırken bir daha bir daha vurmaması için yalvarmaya başlamıştım.Eğer o anda çekip gitsem daha fazla zarar vericekti.Uzaklaşmaya kapıya yöneldikçe kafama inen darbelerle ağlıyorum ayağa kalkmaya çalıştıkça dengem sarsılıyordu.İşte gitmeden önce sana neler yapıcam sen gör beni bırakıyorsun ha sana öyle bir zarar vercem ki görüceksin dedikçe yalvarmaya başladım.Saçlarımdan koridora doğru sürüklüyor.Çırpınmaya çalıştıkça boğazımı sıkıyor dizleriyle üstüne ağırlık veriyordu.Yediğim dayak  o kadar acı vermiştiki artık vücudumdaki darplar değil yüreğimdeki acı beni mahvetmişti.O kadar dayak yemiştim ki korkudan yalvarmaya başladım.Ağlayarak sadece olayın kapanmasını istiyordum çaresizdim o an ne yapacağımı bilemedim.Saatlerce yalvardıktan sonra barıştı benimle.Hala dayak yiyorum ve inanın o kadar çaresizim ki ben çocuğumu bırakıp nasıl gidebilirdim.Ya uzak bir yere kaçıp sığınmam lazım.Kaybolmam lazım ortalıktan.Eskisi gibi olmasa da arada şiddet uyguluyor gideceğimi anladığı zamanlarda arada siddet gösteriyor.Hep mutlu olmak mutluluk rolü yapmaktan sıkıldım ""dedi.
    Şimdi ne demeliyim ben anlayamadım.Sadece dediğim önce kaybettiği güvenini tekrardan kazanması için pskiyatriste gitmesini ve bir süre destek aldıktan sonra mantıklı bir karar vermesini istedim.Çünkü hayatta nasıl ayaklarımın üzerinde dururum korkusu vardı.Şimdi ise aklım hala onda kalır acaba ne yaptı diye düşünürüm....



1 Kasım 2015 Pazar


          HOLLYWOOD DİYETİ
 Şimdi size bugün başladığım bir diyetten bahsetmek istiyorum.Hollywood diyeti bu diyeti yapanlar yada duyanlar vardır.İki günlük bir deneyimim olmuştu ama iki gün sonra bırakmak zorunda kaldığım bir diyet okuduğum yorumlarda inanılmaz etkili olduğunu söyleyenler var.Bende bugün başlıcam.Diyeti uygulayanlar ve çevresinde yapanların yorumlarını bekliyorum.
Şimdi bu diyet nasıl yapılır biraz bahsetmek istiyorum

Haftada iki gün ardı ardına yalnızca meyve suyu içmek diyetin kuralıdır.

Aynı zamanda gün içinde en az 2 litre su tüketmek tavsiye edilmektedir.


1.Gün

Gün içinde istenilen kadar meyve suyu tüketilebilir. Meyve suyu haricinde hiçbir gıda yenmeyecek ve en az 8 bardak su içilecek.
2.Gün

Yine gün içinde istenildiği kadar meyve suyu tüketilecek. Birinci günde olduğu gibi asla başka bir şey yenmeyecek ve en az 8 bardak su içilecek.
3.Gün

Kahvaltı: 2 ince dilim kepek ekmeği, 2 dilim yağsız dil peynir, 1 tane katı haşlanmış yumurta, Domates ve salatalık, Meyve çayı ya da ıhlamur
Öğle Yemeği: Bol limonlu ve az yağlı bol yeşil salata
Akşam Yemeği: Izgarada pişmiş 100 gram yağsız tavuk, 1 porsiyon limon ilaveli taze brokoli
4.Gün

Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peynir, Salatalık, domates, Meyve çayı ya da ıhlamur,
Öğle Yemeği: Bol limonlu, yağsız yeşil salata
Akşam Yemeği: 6 adet mantar ve 2 yumurta ilave edilmiş yağsız omlet


5.Gün

Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peynir, Salatalık ve domates, Meyve çayı ya da ıhlamur
Öğle Yemeği: Bol limonlu yeşil salata
Akşam Yemeği: Haşlanmış brokoli, 150 gram ızgarada pişmiş balık

6.gün

Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peynir, 1 tatlı kaşığı diyet reçel, Ihlamur ya da meyve çayı
Öğle Yemeği: Bol limonlu ve yağsız yeşil salata
Akşam Yemeği: 150 gram ızgarada pişmiş yağsız tavuk, 1 yemek kaşığı yağ ile pişirilmiş 1 porsiyon kabak

7. Gün

Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peynir, 1 tatlı kaşığı diyet reçel, Ihlamur ya da meyve çayı
Öğle Yemeği: Bol limonlu yeşil salata
Akşam Yemeği: 150 gram ızgarada pişmiş balık, 1 porsiyon haşlanmış lahana

Not: Hollywood diyeti uygulandığı sürece kırmızı et, un, şeker, yağ ve baklagiller kesinlikle tüketilmeyecek. Akşam yemeği çok geç saatlere bırakılmayacak ve saat 18.00’dan sonra herhangi bir şey yenmeyecek. Hamile ve şeker hastalarının bu diyeti uygulaması asla önerilmemektedir.

Diyet ile beraber haftada en az 5 gün yarım saatlik yürüyüşler yapılmalı ya da egzersiz hareketler uygulanmalıdır. Bu diyetten olumlu sonuç alabilmek için 1 hafta boyunca hiç ara verilmeden kurallarına sadık kalarak uygulanmalıdır.


SAÇ KIRAN NEDİR

Saçkıran Nedir?
Saçkıran, mantarların neden olduğu bir cilt hastalığıdır. Her ne kadar adına saç kıran denilse de bu rahatsızlığa neden olan mantarlar, saçta, deride, tırnakta ve ayak parmaklarında mantar enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Alopesi de denilen saçkıranlı hastanın kullandığı tarak vb. malzemeleri kesinlikle kullanmamak gerekmektedir. Saçkıran erkek ve dişi biçiminde ikiye ayrılıyor. Saçkıran dişi ise yayılma eğilimi gösteriyor ve başın her bölgesine yayılıyor.

Saçkıran Hastalığı Kimlerde Görülür?
Saçkıran hastalığı herkeste görülebilir. Ancak çocuklarda ve ergenlerde, yetişkinlere nazaran saçkıran hastalığının belirli tiplerine yakalanma riski daha yüksektir.

Saçkıran Hastalığı Bulaşıcı mı?
Saçkıran (Alopesi areata)  hastalığı bir mantar enfeksiyonu olduğu için bulaşıcıdır. Özellikle hastalıklı deriye doğrudan temas neticesinde hem insanlardan hem de havyanlardan saçkıran bulaşabilir. Saçkıran nasıl bulaşır diye merak edenler için mutlaka hastalığa neden olan mantarın bir diğer insanın cildine bir şekilde aktarılmasıyla bulaştığını hatırlatalım. Diğer yandan makas, tarak, bigudi gibi saça temas eden malzemelerden de saçkıran mantarı sağlıklı kişilere bulaşabilmektedir.

Saçkıran nasıl anlaşılır: Saçkıran başlangıcı genellikle küçük kabarcık ve sivilce gibi bir görünüme sahiptir. Saçkıranın belirtileri arasında ilk ve en önemlisi budur. Bu kabarcık olan bölgede zamanla halka biçiminde bir genişleme görülür ve enfekte ettiği bölgedeki saçı dökmeye başlar. Bu saç dökülmesi başlangıç aşamasında geçicidir. Ancak saçkıran tedavi edilmezse saç dökülmesi kalıcı kellik durumuna da dönüşebilir. Saçkıran olan bölgede saçlar incelir ve kırılgan bir hal alır. Nadiren saçkıran olan bölgede sarımsı cilt lekeleri de oluşabilir. Tırnaklarda görülen saçkıran mantarı şikayetlerinde tırnak şeklinde bozulmalar ve kalınlaşmalar görülür. Vücuda yayılan saçkıran yüzük biçiminde halkamsı lekeler oluşturur. Ayaklarda ciltte çatlaklara neden olur.

Saçkıran Belirtileri Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Saçkıranın bulaşmadan itibaren ne zaman hastalık belirtilerini ortaya çıkaracağı genelde belirsizdir. Ancak yapılan araştırmalarda bulaştıktan sonra saçta ilk dökülmelerin görülmesinin 10-14 günlük bir sürede olduğu  ortaya çıkmıştır. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 6-10 gündür.

Saçkıran geçer mi?
Saçkıran nasıl geçer: Saçkıran çoğunlukla kendiliğinden iyileşmez veya geçmez. Saçkıranın geçmesi için antifungal ilaçlar denilen mantar öldürücü krem veya ilaç tedavisi şartttır.

Saçkıran geçiren kişi bağışıklık kazanırmı?
Saçkırana neden olan çok sayıda mantar çeşidi olduğu için vücudun değişik mantar türlerine tek bir hastalık geçirme neticesinde bağışıklık oluşturabilmesi neredeyse imkansızdır.

Saçkıran Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır?
Saçkıran tedavisi varmı? Saçkıran kesin tedavisi olan bir cilt hastalığıdır. Saçkıranı tedavi edebilmek için öncelikle saçkırana neden olan enfeksiyon yapıcı mantarları yok etmek gerekecektir. Bu da genellikle mantar ilaçları adı verilen toz, tablet veya krem şeklinde olan ilaçlarla mümkündür. Söz konusu ilaçlar genellikle topikal uygulama denilen hastalık olan bölgeye sürülerek tatbik edilmektedir. Ancak tabletler ağız yoluyla da alınabilmektedir.  Griseofulvin tablet, en sık kullanılan tedavi ilacıdır.  Saçkıran iğne tedavisi de yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Ağır vakalarda kenakort gibi kortizonlu iğneler veya haplar saçkıran tedavisi için tercih edilmektedir. Minoxidil içeren spreyler de saçkıran olan alana uygulanır. Diğer yandan bazı bitkisel çözümler de saçkıran vakalarına iyi gelir.
SALÇALI EKMEK 
       
Eskiden nasıldı ben anlatayım çocukluğumu ben parklarda oynardım.Annem parka gittiğimizde başımızda beklemezdi.Çok korkmazdı insanlardan.Ekmek salça sürerdi biz hem oynar hem yerdik.Karşıdan karşıya geçerken rahattık korkmazdım nedense çünkü arabayı kullanana  yetişkin çocuk çıkar mı diye zaten temkinli sürerdi.Eskiden annelerimiz babalarımız bizimle sohbet ederdi babam anlatırdı bize ilerde nasıl iyi bir vatandaş olmayı vicdanı merhameti anlatırdı.Eskiden kardeşlerimizle geçirirdik zamanı düğünlerde ise akrabalarımızla.Eskiden okullarda öğretmenlerimiz mutluydu bizde severek giderdik okula.Öğretmenler günü yerli malı haftası ne güzel geçerdi.Hele o bayramlar ne güzeldi eskiden.Hiç unutmam 23 Nisan yaklaştığında uyumazdım yarın bayramımız var diye eskide.
     Şimdi ise annelerimiz parkta çocuklarını yalnız bırakamıyor.Şimdi ise ailelerinin yanında bile insanla konuşmaktan korkar oldu çocuklarımız .Ekmek üstüne salça sürmüyorlar artık annelerimiz parkta saatlerce oynama fırsatı bulamıyorki çocuklar.Şimdi ise karşıdan karşıya geçerken ben bile korkuyorum bir alkolik ruhsal bir  hasta çıkarda durması gerektiğinde gaza basar diye.Şimdi anneler babalar çocuklarıyla konuşamıyor  o kadar  geçim derdine düşmüş ki toplum şimdi gelecek ayı nasıl çıkarsam derdindeler.Eve geldiklerinde bugünü de atlattık diyen toplum haline dönmüşüz.Şimdi hayırlı birisi ol demiyor anneler babalar uyanık ol evladım ezdirme kendini sende acımasız ol diyor belki bazıları.Şimdi ne düğünlerde yanyanayız nede ailecek zaman geçirebiliyoruz.O kadar sinirli huysuz bir toplum olmuşuz ki herkes birbirine küs.Okullara gitmek istemiyor çocuklar çünkü öğretmenle mutlu değil.Çocuklar sevmiyor okulları.Şimdi ne 23 NİSAN kutlamakmı kaldı diyenlerle dolu bayramlarımız.
    YANİ ANLICAĞINIZ NE ÇOCUKLARIMIZ YETİŞTİRECEK ZAMANIMIZ NE MUTLULUK İÇİNDE GEÇİRİLEN ZAMANLAR NE SEVİLEN ÖĞRETMENLER OKULLAR NE DE GÜLEREK EĞLENDİĞİMİZ PARKLAR NE DE 23 NİSANIMIZ VAR ŞİMDİ HEP GELECEK KAYGISI HIRÇINLIK AGRESİFLİK GÜVENSİZLİK VAR ,
     HERŞEY ESKİDEN NE GÜZELDİ....